Vakıa Suresi Anlamı ve Meali
Vakıa Suresi, Kur'an-ı Kerim'de ahiret hayatı, insanların amellerine göre sınıflandırılması ve ilahi kudretin delilleri üzerine yoğunlaşan surelerden biridir. Bu sayfada Vakıa Suresi'nin anlamı ve meali, ayet bütünlüğü korunarak hazırlanmış dört farklı güvenilir meal üzerinden sunulmaktadır. Aşağıda Mehmet Okuyan, Diyanet Vakfı, Süleyman Ateş ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerini ayrı başlıklar altında, madde madde ve sade bir düzenle okuyabilirsiniz.
Vakıa Suresi: Mehmet Okuyan Meali
- 1.O olay (Son Saat) gerçekleştiği zaman,
- 2.Meydana gelişini yalanlayan kimse olmayacaktır.
- 3.(O, bazılarını) alçaltıcı, (bazılarını) yükselticidir.
- 4-7.Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,
- 8.Sağın halkı, ne mutlu insanlardır o sağın halkı!
- 9.Solun halkı, ne mutsuz insanlardır o solun halkı!
- 10.(Ahirette) önde olanlar, (dünyada fedakârlıkta da) önde olanlardır.
- 11-12.Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah’a) yakınlaştırılanlardır.
- 13.Çoğu önceki (ümmet)lerdendir.
- 14.Birazı da sonraki (ümmet)lerdendir.
- 15-16.Karşılıklı olarak yaslanacakları mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde (ağırlanacaklar)dır.
- 17-18.Çevrelerinde, kaynağından çıkan (suyla dolu) testiler, ibrikler ve kadehler bulunan uzun ömürlü gençler dolaşır.
- 19.O (içtiklerinden) dolayı başları ağrıtılmaz; sarhoş da olmazlar.
- 20.Tercih ettikleri meyve(ler),
- 21.Canlarının çektiği kuş et(ler)i,
- 22-24.Saklı inciler gibi güzel gözlü huriler yaptıklarının bir karşılığı olarak kendilerine (verilecektir).
- 25-26.O (cennet)lerde “Selam, selam”dan başka bir söz de günaha sokan bir (laf) da duymazlar.
- 27.Sağın halkı, ne mutlu insanlardır o sağın halkı!
- 28.(İşte onlar) düzgün (dalbastı) kiraz ağacında,
- 29.Meyveleri kat kat muz ağaçları(n)da,
- 30.Uzamış gölge(lik)te,
- 31.Çağlayarak akan sularda,
- 32-33.Kesilmeyen (tükenmeyen) ve engellenemeyen sayısız meyve(lik)lerde (ağırlanacaklardır).
- 34-37.(Uyumlu), yepyeni olarak şekillendirdiğimiz ve tamamen yeni bir yaratılışla oluşturduğumuz kabartılmış döşeklerde (onlara ödüller verilecektir).
- 38-40.(Bütün bunlar) bir bölümü önceki (ümmet)lerden, bir bölümü de sonrakilerden oluşan sağın halkı içindir.
- 41.Solun halkı, ne mutsuz insanlardır o solun halkı!
- 42-44.(Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ile serinliği de rahatlatması da olmayan zifiri bir karanlığın içinde olacaklardır.
- 45.Şüphesiz ki onlar bundan önce (dünyada) şımartılmışlardı.
- 46.Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlar.
- 47-48.Şöyle diyorlardı: “Hem biz hem de önceki atalarımız, ölüp toprak ve kemik hâline geldikten sonra (yeniden) diriltilecekmişiz, öyle mi?”
- 49.De ki: “Hem öncekiler (atalarınız) hem de sonrakiler,
- 50.Bilinen bir günün belirlenen vaktinde mutlaka toplanacaksınız.”
- 51.Sonra siz ey yalancı sapkınlar!
- 52-53.Elbette zakkum ağacından yiyenler ve karınlar(ını) ondan dolduranlar (olacaksınız).
- 54-55.Üzerine (bir) de susamış develer(in su içişi) gibi insanın içine işleyen kaynar sudan içeceksiniz.
- 56.Hesap gününde onların ağırlanması(!) böyle (olacak)tır!
- 57.Sizi biz yaratmıştık. (Gerçekleri) onaylamanız gerekmez miydi?
- 58.Atmakta olduğunuz meniyi (spermi) hiç düşündünüz mü?
- 59.Onu siz mi yaratıyorsunuz; yoksa yaratanlar biz miyiz?
- 60-61.Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.
- 62.Üstelik ilk yaratılışı biliyorsunuz. (Buna rağmen gerçeği) hatırlamanız gerekmez mi?
- 63.Ektiğinizi (tohumu) düşündünüz mü hiç?
- 64.Onu siz mi yetiştiriyorsunuz; yoksa yetiştiren biz miyiz?
- 65-67.Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da “Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!” diyerek şaşar kalırdınız.
- 68.İçmekte olduğunuz suyu düşündünüz mü hiç?
- 69.Onu bulutlardan siz mi indirdiniz; yoksa indirenler biz miyiz?
- 70.Dileseydik onu da tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
- 71.Tutuşturmakta olduğunuz ateşi hiç düşündünüz mü?
- 72.Onun ağacını siz mi yetiştirdiniz; yoksa oluşturanlar biz miyiz?
- 73.İşte, biz onu (ağacı, gerçeğin) hatırlatması ve ihtiyacı olanlar için geçimlik yaptık.
- 74.Yüce Rabbinin adını [tesbih] et (yücelt)!
- 75.Hayır! [Nücûm]’un yerlerine yemin ederim.
- 76.Bilirseniz şüphesiz ki bu büyük bir yemindir.
- 77.Şüphesiz ki bu değerli bir Kur’an’dır.
- 78.Saklı bir kitaptadır.
- 79.Ona arındırılmış (melek)lerin dışında kimse dokunamaz.
- 80.Alemlerin Rabbinden indir(il)medir.
- 81.Siz bu sözü küçümsüyor musunuz?
- 82.Rızkınızı yalanlamaya dönüştürüyorsunuz?
- 83.Peki (ya can) boğaza dayandığı zaman (haliniz nasıl olacak)!
- 84.O zaman siz (ölmekte olan kişiye) bakar durursunuz.
- 85.Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.
- 86-87.Mademki hesaba çekilmeyeceksiniz, doğruysanız (ölmekte olanı geri) döndürsenize!
- 88-89.(Ölen kişi Allah’a) yakınlaştırılanlardan ise ona rahatlık, güzel rızık ve nimet cenneti vardır.
- 90-91.Sağın halkından ise (kendisine) “Sana (senin gibi olan) sağın halkından selam olsun!” (denecektir).
- 92-94.Sapkınlık yapan, yalanlayanlardan ise ona da kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme yaslanma vardır.
- 95.İşte bu, gerçeğin ta kendisidir.
- 96.Yüce Rabbinin adını [tesbih] et (yücelt)!
Vakıa Suresi: Diyanet Vakfı Meali
- 1-2.Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
- 3-7.Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
- 8.Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!
- 9.Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!
- 10-11.(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir.
- 12.Onlar, Naîm cennetlerindedirler.
- 13-14.Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
- 15-16.Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
- 17-21.Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
- 22-23.Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.
- 24.(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.)
- 25.Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.
- 26.Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler.
- 27.Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!
- 28-34.(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
- 35.Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık.
- 36-38.Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
- 39-40.Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.
- 41.Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!
- 42-44.Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifirî bir gölge içinde!.
- 45.Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.
- 46.Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
- 47.Diyorlardı ki: “Biz öldükten, toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?”
- 48.“Evvelki atalarımız da mı?”
- 49-50.De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.”
- 51-52.Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.
- 53.Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.
- 54.Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.
- 55.Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.
- 56.İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir.
- 57.Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz?
- 58.Attığınız o meniye ne dersiniz?!
- 59.Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?
- 60-61.Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
- 62.Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O hâlde düşünseniz ya!
- 63.Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!
- 64.Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
- 65.Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:
- 66.“Muhakkak biz çok ziyandayız!”
- 67.“Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!”
- 68.İçtiğiniz suya ne dersiniz?!
- 69.Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
- 70.Dileseydik onu acı bir su yapardık. O hâlde şükretseydiniz ya!.
- 71.Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
- 72.Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
- 73.Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
- 74.O hâlde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).
- 75-76.Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
- 77.O, elbette değerli bir Kur’an’dır.
- 78.Korunmuş bir kitaptadır.
- 79.Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.
- 80.Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir.
- 81-82.Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
- 83.Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
- 84.Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
- 85.Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
- 86-87.Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
- 88-89.Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
- 90-91.Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir.
- 92-93.Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
- 94.Bir de cehenneme atılma vardır.
- 95.Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
- 96.Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et.
Vakıa Suresi: Süleyman Ateş Meali
- 1.Olacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman,
- 2.Onun oluşunu yalanlayacak yoktur.
- 3.O alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder),
- 4.Yer şiddetle sarsıldığı,
- 5.Dağlar serpildikçe serpildiği,
- 6.Dağılan toz duman haline geldiği
- 7.Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman;
- 8.Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar!
- 9.Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar!
- 10.Ve o sabıklar, sabıklar!
- 11.İşte , onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar,
- 12.Ni'met cennetlerinde.
- 13.Çoğu öncekilerden,
- 14.Birazı da sonrakilerden (olan bu insanlar),
- 15.Altın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
- 16.Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
- 17.Çevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır;
- 18.Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
- 19.(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
- 20.Beğendikleri meyva(lar),
- 21.Canlarının çektiği kuş et(ler)i,
- 22.İri gözlü huriler,
- 23.Saklı inciler gibi;
- 24.Yaptıklarına karşılık olarak.
- 25.Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler.
- 26.Duydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır.
- 27.Sağın adamları, nedir o sağın adamları!
- 28.(Onlar) Dikensiz kirazlar,
- 29.(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar,
- 30.Uzamış gölge(ler),
- 31.Fışkıran sular,
- 32.Pek çok meyva arasında;
- 33.Tükenmeyen ve yasaklanmayan!
- 34.Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
- 35.Biz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz,
- 36.Onları bakireler yapmışızdır.
- 37.Hep yaşıt sevgililer;
- 38.Sağın adamları için.
- 39.(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir,
- 40.Bir bölümü de sonrakilerdendir.
- 41.Solun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular!
- 42.(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,
- 43.Kara dumandan bir gölge altında,
- 44.Ki ne serindir, ne faydalı.
- 45.Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı.
- 46.Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
- 47.Ve diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
- 48.Önceki atalarımız da mı?
- 49.De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."
- 50.Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır.
- 51.Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız).
- 52.(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler,
- 53.Onunla karınları(nı) dolduracaklar,
- 54.Üzerine de kaynar su içeceklerdir.
- 55.Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir!
- 56.İşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir.
- 57.Biz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi?
- 58.Akıttığınız meniyi gördünüz mü?
- 59.Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz?
- 60.Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz).
- 61.(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim.
- 62.Andolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
- 63.Ektiğinizi gördünüz mü?
- 64.Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?
- 65.Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz:
- 66.Biz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)!
- 67.Doğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz).
- 68.İçtiğiniz suya baktınız mı?
- 69.Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz?
- 70.Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi?
- 71.(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü?
- 72.Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz?
- 73.Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
- 74.Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
- 75.Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim,
- 76.Bilirseniz, bu büyük bir yemindir.
- 77.O, elbette değerli bir Kur'an'dır,
- 78.Saklı bir Kitaptadır.
- 79.Ki ona temizlerden başkası dokunmaz.
- 80.(O), Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.
- 81.Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
- 82.(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)?
- 83.Ya can boğaza dayandığı zaman?
- 84.Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.
- 85.Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
- 86.Eğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız
- 87.(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize!
- 88.(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise,
- 89.O'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var.
- 90.Eğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise,
- 91.(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var!
- 92.Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;
- 93.Kaynar sudan bir ziyafet,
- 94.Ve cehenneme atılma var.
- 95.Kesin gerçek budur işte.
- 96.Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle).
Vakıa Suresi: Elmalılı Hamdi Yazır Meali
- 1.Olacak vak'a olduğu zaman
- 2.Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.
- 3.O, alçaltıcıdır, yükselticidir.
- 4.Yer şiddetle sarsıldığı
- 5.Dağlar serpildikçe serpildiği
- 6.Dağılıp toz duman haline geldiği
- 7.Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman
- 8.Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!
- 9.Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!
- 10.Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.
- 11.İşte o yaklaştırılanlar,
- 12.Nimet cennetlerindedirler.
- 13.Çoğu önceki ümmetlerden,
- 14.Birazı da sonrakilerden.
- 15.(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
- 16.Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.
- 17.Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.
- 18.Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.
- 19.Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
- 20.Beğendikleri meyvalar,
- 21.Canlarının çektiği kuş etleri,
- 22.İri gözlü hûriler,
- 23.Saklı inciler gibi,
- 24.Yaptıklarına karşılık olarak verilir.
- 25.Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
- 26.Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
- 27.Sağın adamları, nedir o sağın adamları!
- 28.Dalbastı kirazlar,
- 29.Meyva dizili muzlar,
- 30.Uzamış gölgeler,
- 31.Fışkıran sular.
- 32.Pek çok meyva arasında,
- 33.Tükenmeyen ve yasaklanmayan
- 34.Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
- 35.Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).
- 36.Onları bâkireler yaptık.
- 37.Hep yaşıt sevgililer,
- 38.Sağın adamları içindir.
- 39.Bir çoğu öncekilerdendir.
- 40.Bir çoğu da sonrakilerdendir.
- 41.Solun adamları, nedir o solcular!
- 42.İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,
- 43.Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.
- 44.Ki ne serindir, ne de faydalı.
- 45.Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.
- 46.Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
- 47.Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
- 48."Önceki atalarımızda mı?"
- 49.De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"
- 50."Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
- 51.Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!
- 52.Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
- 53.Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.
- 54.Üstüne de kaynar su içeceksiniz.
- 55.Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.
- 56.İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.
- 57.Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?
- 58.Attığınız meniyi gördünüz mü?
- 59.Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
- 60.Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
- 61.Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).
- 62.Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
- 63.Ektiğinizi gördünüz mü?
- 64.Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
- 65.Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.
- 66."Doğrusu borç altına girdik."
- 67."Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).
- 68.İçtiğiniz suya baktınız mı?
- 69.Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
- 70.Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!
- 71.Yaktığınız ateşi gördünüz mü?
- 72.Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
- 73.Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
- 74.Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
- 75.Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.
- 76.Bilirseniz bu büyük bir yemindir.
- 77.O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
- 78.Korunmuş bir kitaptadır.
- 79.Ona temizlenenlerden başkası el süremez.
- 80.(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
- 81.Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
- 82.Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
- 83.Can boğaza dayandığı zaman
- 84.Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
- 85.Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
- 86.Eğer cezalandırılmayacak iseniz,
- 87.Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.
- 88.Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,
- 89.Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
- 90.Eğer O, sağın adamlarından ise,
- 91."(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"
- 92.Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;
- 93.İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
- 94.Ve cehenneme atılma vardır.
- 95.Kesin gerçek budur işte.
- 96.Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.